Cuma , 9 Kasım 2018
Home / Genel / Ustalık Gerektiren Kafayı Takmama Sanatı – Mark Manson

Ustalık Gerektiren Kafayı Takmama Sanatı – Mark Manson

Oğuzhan Uğur’un kitabını bitirdikten hemen sonra diğer kitabı –Ustalık Gerektiren Kafayı Takmama Sanatı- okumaya başladım. Kısa bir sürede bitirmeme rağmen kitapla alakalı kafamdakileri ancak toparlayabildim.

Kitaba elime alıp sayfalarını karıştırırken yazarla alakalı bilgi içeren bölüme gelince birden takılı kaldım. Kitabın yazarı olan Mark Manson’un ünlü bir blogger olduğu ve kendi bloğundaki etkileşimleri üzerine bu kitabı oluşturma gereğini hissettiğini yazıyordu. Bunu öğrendikten sonra internetin getirdiği popülarite sayesinde yazılan ve ancak yazarı dışında kimseye bir şey ifade etmeyen kitaplardan olabileceğine düşüncesi aklıma geldi. Bu düşüncenin gerçek olup olmadığını okumaya başlamadan öğrenemeyecektim. Zaten başladıktan sonra ilk bölümlerde yazılanlar da kendisini belli edecekti…

Bu düşünceden sıyrılıp okumaya başladığımda ilk bölümde kitabın farklı bir bakış açısı içerdiğini görünce sevindim. Çünkü pek çok kişisel gelişim kitabında olduğu gibi benzer şeyler yazmıyordu. Hatta hiçbirinde olmayan bir bakış açısıyla sürekli pozitif olmanın aslında negatiflik getirdiği üzerine odaklanıyordu :=)

Günümüzde uğradığımız bilgi enformasyonunun yanı sıra sosyal medyadaki görseller sayesinde herkesin ve her şeyin mükemmel olduğuna dair başka bir bombardımana da uğruyoruz. Bu bombardıman nedeniyle bilinçli ya da bilinçsizce yaptığımız kıyaslamalar sebebiyle mutsuz oluyoruz. Bunu inkar edenler de elbette çıkacaktır. Ancak sosyal medyada yayınlanan içeriklere bakıldığında pek çoğunun nispetizim içerdiğini görebiliriz. Bunun bilinçli olarak yapıldığı gibi bilinçsiz olarak da yapıldığı pek çok örnek olabilir. Bu kıyaslama sayesinde daha fazla tüketim odaklı yaklaşım sergileyerek daha fazla şeye sahip olmaya çalışıyoruz. Bu da bize geçici olarak haz ve mutluluk verse de sürdürülebilir bir mutluluğu beraberinde getirmiyor. (Sürdürülebilirliği burada da kullanabilmemin mutluluğu içerisindeyim 🙂 ). Bu durumda kazanan daha çok firmalar ve markalar oluyor. Neden? Ne kadar çok şeyi kafanıza takarsanız, satışlar o kadar artar da ondan… Mark Manson’da sürekli pozitif olmak için çabalamanın mutsuzluk getirdiğini, önemli olanın sonuç olduğu kadar gidiş yolunda ve sürecinde öğrenilenler olduğu üzerine yoğunlaşıyor. Bu farklı bakış açısıyla kitabı okurken aslında kafaya taktıklarımızın da ne kadar saçma şeyler olabileceğine dair pek çok anlatımla karşılaşıyorsunuz.

Kitaba başlamadan önce oluşan düşünceleri bir kenara bırakıp farklı bakış açılarıyla karşılaştığım için okurken keyif aldım. Bu farklı bakış açılarıyla alakalı kitaptan bir kaç alıntıyı da buraya ekliyorum;

Her şeye ve çevrenizdeki bilinci ya da düşünme yeteneği olan her canlıya aldırırsanız boku yediniz demektir.

Nereye giderseniz gidin sizi bekleyen bir sorun yumağı vardır. Bunda bir sorun da yoktur. Mesele bu yığından kaçmak değil, mesele uğraşmaktan hoşlanacağınız yumağı bulmaktır.

Demek ki yaşamımızda önemli ve anlamlı bir şey bulmak zamanınızı ve enerjinizi kullanmanın en verimli yoludur. Çünkü bu anlamlı şeyi bulamazsanız anlamsız ve önemsiz şeyleri kafanıza takacaksınız.

Sorunsuz bir hayat, sonsuz mutluluk ve edebi şefkat düşünceleri ağzınızın suyunu akıtabilir, ama burada, dünyada sorunlar eksik olmaz.

Mutluluk sorunları çözmekten kaynaklanır. Buradaki anahtar sözcük çözmektir. Sorunlardan kaçmaya çalışır ya da sorununuz yokmuş gibi hissederseniz kendinizi mutsuz edersiniz. Çözemeyeceğiniz sorunlarınız olduğunu hissederseniz, aynı şekilde kendinizi mutsuz hissedersiniz. Sihirli çeşni sorunları çözmektir, sorun sahibi olmamakta değildir.

Hiçbir önemi olmayan şeylere kafayı takarız, bunlar hayatımızı kötüleştiren şeylerdir. Ama değer yargılarımız düzeldikçe, daha iyi şeyleri, önemli şeyleri, yaşamımızı düzelten, bize mutluluk ve yan etkisi olarak da haz ve başarı getiren şeyleri kafaya takarız.

İçerisinde yaşadığımız yüzyılda, daha önce olmadığı kadar bilgiye kolay erişebiliyor, iletişim konusunda sıkıntı yaşamadan dünyanın diğer ucuna alternatif kanallarla ulaşabiliyoruz. Ancak bu hızın getirdiği negatif unsurların da olmadığını görmezden gelemeyiz. Bu negatiflikler arasında sabırsızlık, obsesif-kompulsif davranış bozuklukları, tahammülsüzlük, başkasının özgürlüğünü hiçe sayarak her şeyi yapma hakkı olduğunu düşünmek gibi pek çok şeyi sayabiliriz.

Bu kafaya taktıklarımız gerçekten hayatı yaşanamayacak hale getiren saçma sapan şeyler… Eğer kafaya takacak şeyler arıyorsak bir şeylerin gelişimine katkı sağlamayı kafaya takabiliriz. Nereden mi başlayacaksınız? Tabii ki önce kendinizden… 🙂

Göz At

67 – Oğuzhan Uğur

Herkes gibi hayatının normal akışı içerisinde ailesiyle planladığı tatile gitmek için yola koyulur Ziya.. Ancak yol her zaman iyi veya kötü sürprizlere gebedir.

One comment

  1. anlaşılan bir şeyleri takmamak ve değiştirmek için okumak gerekiyor 🙂

Bir Cevap Yazın