Pazartesi , 12 Kasım 2018
Home / Genel / Satranç – Stefan Zweig

Satranç – Stefan Zweig

Bitirdiğim kitabın ardından okunacaklar listemdekiler arasından hangisini seçeceğimle ilgili biraz kararsızdım. Son okuduklarımın biraz kalın kitaplar olmasından dolayı biraz daha kısa hikayelerin olduğu ince kitaplardan birisini okumak istiyordum.

Listemdeki kitaplara göz atarken son zamanlarda kitapçıların raflarında -kitaplarının yeni baskılarını gördüğümüz- Stefan Zweig’in Satranç kitabına gözüm takıldı. Zweig’in kitaplarından herhangi birini daha önce okumamıştım. Ancak sosyal medyada denk geldiğimiz “yatmadan önce okunacaklar, kesinlikle okunması gereken 10 kitap vb. tarzındaki” listelerde kendisine yer bulan kitaplardan birisiydi. Bunca zaman sonra listemde yeniden denk geldiğim için okumaya karar verdim 🙂

Hikaye; New York’tan Buenos Aires’e gidecek yolcu gemisinin limandan ayrılmasıyla başlıyor. Tamamen rastlantı sonucunda karşılan üç kişi –hikayeyi anlatan sıradan bir satranç oyuncusu, dünya satranç şampiyonu Czentovic ve liseden beri satrançtan uzak kalan Dr. B.– bu hikayenin başrolünde yer alıyorlar.

Hikayeyi anlatan sıradan satranç oyucusu ile arkadaşı, geminin limandan ayrılmasından önce güvertede Czentovic’e denk gelirler. Arkadaşı Czentovic’in dünyaca ünlü satranç ustalarının arasına girmesinin biraz zorlama olduğunu ve hayatının sadece satranç etrafında döndüğünü anlattıktan sonra hikayeyi anlatan oyuncumuz tanışmayı ister. Tanışmak için neleri denese de Czentovic’in yukarıdan bakan tavrından dolayı bu pek mümkün olamamıştır. Arkadaşının söylediğini hatırlar ve satrancın tanışmak için iyi bir aracı olacağını düşünerek geminin salonunda önce eşi sonra da satranca ilgi duyan diğer yolcularla satranç oynamaya başlar. Ve anlatıcının planı tutar.

Czentovic’i bir şekilde kendileriyle satranç oynamaya ikna ettikten sonra ilk karşılaşmadan yenilgiyle ayrılırlar. Anlatıcı ve arkadaşları için bunun bir rövanşı daha olmalıdır. Rövanş için yeniden oynamaya başladıklarında yolcular arasından Dr. B.’nin kendilerine verdiği taktikle Czentovic karşısında pata (berabere) kalırlar.

Czentovic ise bu durum karşısında şaşırır ve yukarıdan bakar tavırla kendisiyle yeniden oynamak isterlerse bundan keyif alacağını söyler. Aslında rövanş istediğini böyle şekilde ifade eder! Bu sefer ki karşılaşma sadece Czentovic ile Dr. B. arasında olacaktır. Ancak Czentovic’in, Dr. B. ile ilgili bilmedikleri vardır; Dr. B. Nazi Almanyası’nda, sahip olduğu bilgilerden dolayı toplama kampları yerine Hitlerin merkezi olan bir otele kapatılarak her şeyden tecrit edilir. Bu tecrit sırasında etrafında konuşacak kimse olmadığı gibi yazması için kağıt kalem dahi vermezler. Hiçbir fiziki ve sözlü şiddete maruz kalmasa da hiçliğin ortasına terk edilmiştir. Sorgu için götürüldüğü bir yerde bulunan asker paltosunun cebindeki kitabı görüp, çalar! Hiçliğin ortasında kendisini tecritten kurtaracak bu kitabı, odasına götürüldüğünde sabırsızlıkla açar ve karşısında dünya şampiyonlarının 150 oyunundan oluşan bir satranç kitabıyla karşılaşır. Dr. B. sonra ki tecrit günlerinde kitaptakileri ezberlemekle kalmaz; her gün tekrarlamaktan da sıkılır. Bunu aşmak için zihninde kendisi kendisiyle satranç oynamaya başlar ve hikaye gelişir…

“Yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapamaz.” -Stefan Zweig

Kralların oyunu olarak bilinen satrancın, kitabın merkezinde yer almasından sıkılacağınızı düşünmeyin. Dünya şampiyonu Czentovic’in Dr. B. ile karşılaşması heyecanlı olduğu kadar kendi içerisinde ayrı bir dramı barındırmaktadır. Czentovic’in, dünya şampiyonu olana kadar ki yaşadıkları, Dr. B.’nin maruz kaldığı tecridin insan ruhuna neler yapabileceği detayları Zweig ustaca anlatıyor.

Uzun hikayelerden uzaklaşıp farklı bir dünyaya dalmak istiyorsanız Stefan Zweig’in Satranç kitabını tercih edebilirsiniz. Yayınevlerine göre sayfa sayısı farklılık gösterse de 100 sayfanın altındaki bu kitabı bir solukta her yerde rahatlıkla okuyabilirsiniz. Hikayenin aniden bitmesi karşısında daha yeni başlıyorduk diye şaşırabilirsiniz, benden söylemesi 🙂

Göz At

Ustalık Gerektiren Kafayı Takmama Sanatı – Mark Manson

Pek çok kişisel gelişim kitabında olmayan bir bakış açısıyla sürekli pozitif olmanın aslında negatiflik getirdiği üzerine odaklanıyor Mark Manson'ın kitabı...

Bir Cevap Yazın